KÜRT AÇILIMIMI, AMERİKAN TEZGAHIMI..?
Cem Ecevit 2009
AKP Hükümeti yıllardır iktidarda. Bu süre içinde yüzlerce şehit verildi, binlerce gazi oldu. Ama ne olduysa bu yıl Kürt açılımı bir anda gündeme geldi. Daha önce halkın oyu ile meclise girmiş DTP ye randevu bile vermeyen Sn. Erdoğan DTP ile görüşüyor. Hükümetin tüm bakanları bir anda kanı durdurmak projesinde yer alıyor. AKP milletvekilleri Başbakanı dinlerken ağlıyor. Anaların acısının durması gerektiğinden söz ediyor. Bir anda ne olduysa büyük bir proje başladı.. Aydınlar, dilekler, temenniler heryerden demokratikleşme, kardeşlik, özgürlük, barış söylemleri. İçişleri bakanı toplantılar düzenliyor ve sivil toplum örgütlerinin görüşlerini alıyor. Buraya kadar her şey normal ve iyi niyetli görünüyor. Ancak bu konuda sorulması gereken bazı sorular var;
- Madem kürt meselesi Türkiye’nin en önemli meselesi idi, o zaman neden 7 yıl düğmeye basmak için beklediniz.?
- Madem kürt vatandaşlarımız bu kadar sorun yaşıyor, bu nedenle Kürtçe Tv, Kürtçe eğitim vb pek çok konuda olmadığı söylenen özgürlüklerin yeterli olmadı. O zaman Hükümet TRT ye talimat verip Türkiyede yaşıyan diğer etnik kimlikler için Ör: Lazca, Çerkezce, İbranice, Ermenice, Rumca vb diğer farklı kökenli Türk vatandaşları için de yayın yapılacağını niye söylemiyor?
- Kanı çıkaran kim PKK, Eruh ve Şemdinli ile kendi soydaşlarını katlederek bu işe başlıyan kim, DTP, PKK ve bazı Kürtlerin ötekileştirmeye çalıştığı diğer Türklermi? Hayır., Köylerine çocuklarına eğitim için gelen öğretmenleri katleden, yol yapımı için gelen iş makinelerini yakan, yollara mayın döşeyen kim. PKK, Şehirlerde sivilleri bomba ile katleden kim PKK. Peki DTP ne diyor, Bu açılımda asıl muhatabınız PKK ve Öcalandır. Bu cümleleri başka kim söylüyor. Kuzey Irak Barzani yönetimi. Daha başka kim söylüyor, Avrupa ülkeleri. AKP Hükümeti ise kesin bir dille PKK yı hiçbir şekilde muhatap almıyacağız, APO yu tanımayız diyormu? Hayır. Ama asıl kim söylüyor, ABD. Evet bu en önemli, en gizemli ses, ama sessiz ve derinden, kapalı kapılar ardında konuşuyor. Ve dediğini bir bir yaptırıyor.
- DTP çok açık ve net bir şekilde tavrını ve muhatapların kimler olacağını söylüyor. Peki, AKP Hükümeti bu konuda netmi? Hayır. Yada biz bilmiyoruz.
- Şu ana kadar AKP kürt açılımı için net olarak nelerin yapılacağını, ne tür demokratik özgürlüklerin olacağını madde madde sıraladımı? Hayır. Bu noktada alıştıra alıştıra toplumu hazırlamak isteyebilirler. Bunda haklı olabilirler. Ancak o zaman adama demezlermi 8 yıllık bir parti olarak bu konuda şimdiye kadar somut tedbirleriniz yoktuda şimdi nasıl oldu. Bir anda ne değiştide bir anda bu konu ülkenin 1. Maddesi oldu.
Bu ülkede yaşıyan tüm TC vatandaşlarının dini, mezhebi, kökeni ne olursa olsun bu ülkenin bütünlüğü içinde, Atatürk yolunda her türlü hak ve özgürlüğe sahip olmasını yıllardır savunuyorum. Hatta Türkiye de yaşanan sorunların aslında Hukuk devleti olamamamızdan, devlet egemen ve bireyin devletin kulu olarak görülmesinden kaynaklandığını yıllardır her vesile ile dile getiriyorum. Bu bağlamda, kürt kökenli kardeşlerimiz bir lazdan, çerkezden daha az özgürse buyurun istedikleri her hakkı hemen verin. Ama diğer vatandaşlarımıza da tüm etnik özgürlüklerini vermeniz koşuluyla… Aksi takdirde Lazları, Çerkezleri, Abazaları, Yahudileri, Ermenileri vb bu ülkede doğmuş tüm TC kimliği taşıyan vatandaşlarımızı aptal yerine koymuş olursunuz.
DTP ve PKK da işte hak verilmez, alınır diyerek zafer kutlamaları yaparlar. Sizlerde, Şehit ailelerine ve gazilerimize, yuvarlak, bol hamasetli, yapmacık nutuklarınızı atmaya devam edersinizki, sadece kendinizi kandırırsınız…
Ortada bir senaryo var ve tıkır, tıkır işliyor. Filmin sonu inşallah iyi biter. Hiçbirimiz bilmiyoruz. AKP ve özellikle Sn. Başbakanın kafasında ne var, hiç birimiz net olarak bilmiyoruz. Tek duyduğumuz, demokratik açılım ve bu kan bitsin. İyi de bunu bu halk yıllardır söylüyor, yeni bir şey değilki.
Zamanlama ise çok ilginç 1. Obamanın Türkiye ziyareti sonrası, diğeri 2. Ekonomik kriz.
- Obama Türkiye ye gelene kadar bu kadar acele edilen bir konu değildi. Ve hatta seçilmiş bir parti olmasına rağmen DTP lilerle Sn. Başbakan görüşmüyordu bile. Amerika ile nasıl güzel işbirliği yapıldığı ve Kandilin nasıl bombalandığı anlatılıyordu. İsrailden akıllı pilotsuz uçaklar alınacağı ve terörle daha etkin mücadele edileceği vb. Bunlar benim sözlerim değil AKP hükümetinin beyanlarıdır.
- Ekonomik Kriz; Türkiye aslında Global krizden önce durgunluğu girmişti. Ancak Hükümet bir türlü krizin varlığını kabul etmiyordu. Gerçi şimdide kabul ettiği ve doğru ekonomik tedbirleri aldığı söylenemez. Durum ortada, Cumhuriyet tarihinin en büyük ekonomik daralması ve işsizlik yaşanıyor.
Aslında Hükümetin elinde iki çare kalmıştır. 1. Obamanın ve ABD nin talimatlarını uygulamak, 2. İse Ekonomik krizin gündemini kürt meselesi ile sümenaltı etmektir. Gerekçe bulunmuştur. Hiçbir kimsenin itiraz edemiyeceği demokratikleşme ve kanı durdurma…
- Hükümet ABD çıkarlarına aykırı haraket edemez. Çünkü ABD nin Türkiye nin Güneydoğusunda menfaatleri hem Türkiye , hemde Barzani ile iyi olmayı gerektiriyor. Ne PKK nede demokratikleşme ABD nin umurunda bile değildir. PKK nın hamisi Barzani ile kötü olmak Ortadoğu ve Petrol çıkarları bakımından, Türkiye ile kötü olmak ise stratejik çıkarları bakımından ABD nin en son istediğidir. Bu durumda geriye bir yol kalıyor. Türk Hükümeti ile PKK sözcülerini dolaylı yada dolaysız bir araya getirip, ilerde ABD nin o bölgede başını ağrıtacak tüm sorunlardan kurtulmak. İşte bu nedenle Obamanın ziyaretine kadar gündemde olmayan Kürt açılımı projesi başlamıştır.
- Ekonomik krizin ne zaman düzeleceği belli değil. Haziran ayında açıklanan raporlara göre birkaç örnek vermek gerekirse; Sanayi üretimi % 20-30 düşmüş. İşsizlik hergün artıyor. Banka kredi borçları, sorunlu çekler, senetler geçen yıl aynı döneme göre % 80 artmış. Ve kriz asıl Eylülden sonra okullar açılmaya başladıktan sonra hissedilmeye başlıyacak. Bu durumda toplumun ekonomik sorunlarını bastıracak bir proje lazım. TV lerdeki koca bulma programları, yemek programları, magazin programları ve Ergenekon davalarıda artık yetmediğine göre daha da önemli bir proje gerek. O da insanın en önemli serveti canıdır, kanıdır, özgürlüğüdür.
Eğer AKP hükümeti, gerçekten bu yazdığım gerekçelerin dışında tüm Türkiye için bu işe soyundu ise bizleri ve halkı ikna etmelidir. Böyle bir durumda herkes AKP nin yanında yer alır. Üç beş gazeteci ve akademisyenle bu işi projelendiremez. Kaldıki bu projede yer alan fikir babalarının kaç tanesinin bir yakını şehit, gazi olmuştur, Ya da kaç tanesinin dağda PKK içinde bir yakını vardır. İnanın hiçbiri bu vasıflara sahip değildir. Sadece elçilik resepsiyonlarına katılmakla, akademik toplantılarla, köşe yazıları ile aydın olabilmek yeterli olsa idi bu ülkede ne terör, ne faili meçhullar, ne rüşvet, ne yandaş medya nede hukuksuzluk olurdu.
Sorun başta hükümet olmak üzere tüm kesimlerin açık ve dürüst olması, birileri için değil Türkiye için çalışmaktan geçer. Yapmacık olmadan, riyakarlık yapmadan Türkiye nin asıl sorununun eşitsizlik ve haksızlıklardan arınarak tüm sorunların çözüleceğini bilmekten geçer. Ankara daki şaşalı makam saltanatları içinde ne dağa çıkmış kürt kardeşimizi nede evladını şehir veren aileleri anlayabilirsiniz. Çünkü hiçbirinizin ne çocukları, ne de yakınları oralarda askerlik veya iş yaptığını ben bu yaşıma kadar görmedim. Şehit ve gazi ailelerinin hemen tamamı ya yoksul, yada dar gelirli yurttaşlarımız. Kandırılarak dağa çıktığını söylediğimiz kürt gençlerimiz ise ya ağaların marabası, ya mecradaki yoksul, yada birtakım vaadlerle PKK ya katılmış bu ülkenin evlatları. Siz bu ülkede diğer gençlerimiz gibi askerlik yapmış, bir başbakan, zengin çocuğu, vb gördünüzmü. Özellikle ne hikmetse çocuğu olan bütün Başbakanlarımızın çocukları Dünya Bankasında hemen iş buluyor. Ya paralı yada çok özel yerlerde askerlik yapıyor.
Aslında sanırım bu ülkeye bir proje gerekiyorsa bence, insanlık, eşitlik ve adalet projesi ile halkı ve bireyin parası, statüsü, eğitimi, rütbesi, kimliği ne olursa olsun adam yerine koyan, eşit gören, devletin karşısında ezmeyen, hor görmeyen bir projeyi gündeme getirmektir. Bakın o zaman ne kan, ne ekonomik kriz olur. Ama tabi bunun içinde devletin yada birilerinin adamı değil, halk adamlarına ihtiyaç var. Tıpki Mustafa kemal gibi…
Saygılarımla
Cem Ecevit
|