EKONOMİDE SAHTE İYİLEŞME
AKP Hükümeti ve AKP ye yakın çevreler ekonominin düzelmeye başladığını söylemekteler. Oysa bu kesinlikle doğru değil. Güncel yaşadığımız açılım tartışmaları, Genelkurmayda hazırlanan belgeler sahtemi sahicimi, domuz gribi vb aslında Türkiye için normal olan tartışmaların abartılarak gündemde tutulması aslında ekonomik çöküşün kamufle edilmesi için AKP tarafından sımsıkı sarılan gündem maddeleri. Dikkat edecek olursanız özellikle başta medya olmak üzere AKP ekonominin düzelmesi için hiçbir adım atamıyor. Bununla da kalmıyor ve ekonomide her şeyin düzelmekte olduğunu söylüyorlar.
Oysa global kriz 2008 sonunda patlamadan önce 2007 sonunda reel sektörde talep durulması başlamıştı. O zaman defalarca çeşitli platformlarda konuyu dile getirmiş ve bu gidişin iyi olmadığını Türkiyeyi ekonomik açıdan çok kötü günlerin beklediğini, yapılan harcamaların ise suni olduğunu ve kredi kartı taksitlendirme yöntemi ile bir parça hareket olduğunu söylemiştim. Ve bu durumun bir süre sonra kredi kartları ve kredi ödemelerinde Türkiyeye çok büyük sorun olarak geleceğini altını çizerek belirtmiştim. Bu yazılardan biri 21.03.2007 dir.Yazının linki, (http://www.yenisiyaset.com/detail.asp?id=131#Scene_1)
7 yıl içinde ülkemizin her yönüyle kimyası bozulmuştur. Dinsel konulardan etnik konulara, sosyal hayattan ekonomiye kadar pek çok alanda Türk halkının ağzının tadı bozulmuştur. En son ekonomik durgunluk, dünyadaki krizle beraber ekonomik çöküntüye neden olmuştur. AKP hükümetinin ekonomik verilerinin ve düzelme söylemlerinin neden doğru olmadığını aşağıda birkaç örnek ile belirtmek isterim;
· Banka kredi kartları kanunu kesinlikle beklenen faydayı sağlamamıştır. Kredi kartı borçlularının çok büyük bir kısmı yasadan yararlanma imkanını bile bulamamışlardır.
· Banka ticari kredileri ve tüketici kredilerinde BDDK verileri gerçeği yansıtmamaktadır. Sorunlu kredi borçları neredeyse mevcut kredilerin yarısından fazladır. Bu kredilerin banka kanuni takipleri içinde yer almaması ve BDDK verilerine yansımamasının nedeni bankalar tarafından bu sorunlu kredilerin tekrar yapılandırılması uygulamasıdır. Ancak burada da hükümetin görmediği çok büyük bir vurgun ve istismar söz konusudur. Bu yapılandırmalar yapılırken bankalar müşteri tarafından daha önce ödenmiş kredi borçlarının önemli bir bölümünü irat kaydetmekte, kalan borcu ise akti faiz üzerinden yani 1.85 ile 2.50 arasında faiz oranları ile yapılandırmaktadırlar. Yani kısaca kredi borçlusu kanuni takibe düşmemekte ama söz konusu borç banka için yüksek faiz gelirine dönüşmektedir. Daha önce 1.50 ile kullandığı bir krediyi, yapılandırma ile aylık %2.5 ile geri ödemeye başlamaktadır. Bankada kanuni karşılık ayırmaktan kurtulmaktadır. Bankalar için çifte bir kazanç sözkonusudur. AKP hükümetinin krizin fırsata dönüştürülmesinden herhalde anladığı bu olsa gerek.
· 2008 sonunda vergi barışı adı altında yapılan 18 aylık taksitlendirmenin hem koşulları hemde süresi yanlış yapılmış ve krizin 2009 da yaşanacak etkileri hesaba katılmamıştır. Bu nedenlede şu anda aylık 650 milyon TL civarında yapılması geren vergi taksit ödemelerinin 2/3 ü ödenememektedir ve çoğu mükelefin vergi taksitlendirmeleri iptal olmuştur. Kapanan şirketlerin çoğu şu anda vergi batağındadır.
· Bağkur ve SSK ödemelerinin çoğu yapılamamaktadır.
· Çek ve senetlerdeki patlamalar Cumhuriyet tarihinin en büyük oranlarına ulaşmıştır. Merkez bankası kayıtları bunu doğrulamaktadır.
· Bu örneğe lütfen çok dikkat ediniz, özellikle son günlerde Ankara başta olmak üzere yeni şirket kuruluşlarında patlama olduğu belirtilmektedir. AKP ise bunu ekonomideki düzelmeye işaret olarak söylemektedir. Oysa bunun nedeni, batan veya sıkıntıda olan firmaların ayakta kalabilmek için bulduğu yöntem olmasıdır. Vergi ve SSK baskısının yanı sıra piyasa borçlarında olan sıkıntıları aşamayan firmalar, yakınlarının isimleri üzerinden farklı ünvanlarla şirket kurmakta ve tüm varlıklarını bu şirketlere devrederek ayakta kalmaya çalışmaktadırlar. Yeni kurulan şirketlerin çoğu bu durumdadır. Noterlerde yapılacak bir incelemede en çok yapılan işlemlerin yeni kurulan şirketler için düzenlenen vekaletnameler olduğu görülecektir. AKP ve yakın çevreleri ise bu sayısal şirket patlamasını ekonomik düzelmenin işareti olarak görmektedir. Oysa yaşanan tam anlamıyla reel sektörün ayakta kalabilmek için hülle yapmasıdır. Sadece Aralık 2008 de Ostimde kapanan iş yeri sayısı 700 ün üzerindedir.
· Son günlerde gündemin imza, açılım, grip vb dolması AKP tarafından akaryakıt fiyatlarının artırılması için fırsat olarak kullanılmaktadır. Her hafta bir iki defa çaktırmadan ama halkı aptal yerine koyarak zamlar yapılmaktadır. Halkın gündemi ne zaman başka yöne kaysa bu zamlar yapılmaktadır.
· Mahkeme ve icra dairelerindeki dosya artışları tarihin en büyük seviyesine ulaşmıştır.
Yukarıdaki örnekler verebileceğim yüzlerce örnekten sadece birkaç tanesidir. Kısaca 2009 yılı bitince yani yıl sonu alımları, hem reel sektör hemde şahıslar için bitince, 2010 yılı başından itibaren ilk 6 ay Türkiyeyi 2009 dan daha zor günler beklemektedir. Ve ne yazıkki AKP hükümeti bırakın eleştiriyi en ufak bir çözüm önerisine bile kapalıdır. Tanrı Türk halkının yardımcısı olsun.
Saygılarımla
Cem Ecevit
|