05.09.2010 06:51:35 siyaset güncel ekonomi dünyadan teknoloji kültür poluton günün yorumu serbest köşe konuk köşesi partiler
ANA SAYFA    l   ANKETLER    l   YENİ ÜYE KAYDI    l  ÜYE GİRİŞİ    l  SERBEST KÖŞE    l   SIK KULLANILANLARA EKLE    l   İLETİŞİM
POLUTON
 
Sayın poluton okuyucuları, bildiğiniz gibi bir süredir Poluton gezegeni ve Polutürk Cumhuriyetinden yeni haber vermedik.
Günün Yorumu
   
AKP EKONOMİK KRİZ DE NE YAPTI, NE YAPAMADI...
..
  Tüm Yazılar
 
 
       
Konuk Köşesi
   
FATİH ALTAYLI - Türkiye'yi terk et diyen kim?...
..
  Tüm Yazılar
 
 
       
Serbest Köşe
   
TÜRKİYE'DE KRİZ - Daniel Pipes...
..
  Tüm Yazılar
 
 
       
Döviz Bilgileri
DOLAR
Alış 1.506 YTL
Satış 1.5066 YTL
EURO
Alış 1.9241 YTL
Satış 1.9334 YTL
   PARTİ HABER DETAY Geri Dön   
    6/2/2007
Erkan Mumcu'nun konuşması
ANAVATAN PARTİSİ GENEL BAŞKANI ERKAN MUMCU'NUN 06 ŞUBAT TARİHLİ "TBMM GRUP KONUŞMASINDAN" BÖLÜMLER ANAVATAN BASIN MÜŞAVİRLİĞİ Şimdi bu gariban çıksa sana dese ki "Bana İstanbul'a gelirken paran var mı diye soracak olan ey Başbakan; ben askere giderken karnın tok mu diye sordun mu?" ..Senelerdir anlatıyoruz; bu ekonomik politika, bu üreticiyi ele ayağa bağlı hale getiren, üreticinin üretmekle zararlı hale gelmesini sağlayan bu para politikası, köyden kente göçü zorluyor. Bu göç planlı bir göç değil. Bu göç bir umutsuzluğun, bir çaresizliğin firarıdır. İnsanlar açlıktan kaçıyorlar. İnsanlar, fukaralığın artık insanlık onuruna dokunacak kadar derinleşmesinden kaçıyorlar. Ve kaçtıkları yerde bir çare arıyorlar. Bütün bu çare arayışlarının içinde, insanlar sadece ve sadece kendi başının çaresine bakmaya çalışırken, yani onun elinden tutan bir devleti, onun elinden tutan bir hükümeti, onun hakkını ona teslim eden hiç kimse ortada yokken, herkes başının çaresine bakmaya çalışırken, Türkiye Cumhuriyetinin Başbakanı utanmazca -tekrar ediyorum utanmazca- "İstanbul'a gelen adama sormak lazım" diyor; "Cebinde paran var mı? Sen niye geldin İstanbul'a?" Ben hayatımda bunun kadar utanmazca bir söz duymadım. Bu söz mağdurlara değil müstekbirlere yakışan bir sözdür, kibirlilere yakışan bir sözdür. Bu söz firavunlara yakışan bir sözdür. Bu sözü söyleyen dönüp milletine kendisinin de mağdur olduğunu anlatmaya çalışıyor. Bu sözü söyleyen kişi acaba kendisi İstanbul'da olabilir miydi eğer bir vize uygulanmış olsaydı? Ama bu millet o kadar büyük ki bu sözü söyleyen kişiyi, o şehre "şehremini" yaptı, belediye başkanı yaptı. 15 senedir İstanbul'da bugünkü Başbakanın kadroları İstanbul'u yönetiyor ve 15 senenin ardından Başbakan çıkıp diyor ki; "İstanbul'u köye döndürdünüz." Şimdi ben buna ne diyeyim? Ama asıl söyleyecek sözümü söylemedim. Şimdi bu gariban çıksa sana dese ki "Bana İstanbul'a gelirken paran var mı diye soracak olan ey Başbakan; ben askere giderken karnın tok mu diye sordun mu?" Beni İstanbul'a yasaklayacaksın, "İstanbul'a gelirken paran var mı?" diye soracaksın, ama beni Cudi dağına gönderirken, beni memleketin hudutlarına gönderirken, beni ateşlerin içine gönderirken "Cebinde paran var mı, karnın tok mu, arkada bıraktığın ana, çolunun çocuğunun geçimini nasıl sağlayacaksın?" diye sormayacaksın. Ondan sonra diyeceksin ki: "Ben Başbakanım" Yazıklar olsun. Bu millet daha başka bir vesika istiyor mu yani buna, bu ihanete başka bir belge lazım mı? Daha ne yapsınlar yani? Bu ihaneti belgelemek için ne yapmaları lazım ki size gösterelim, ey millet? TBMM'den geçtiğimiz hafta bir petrol yasası çıktı. yaklaşık 10 gün kadar önce. Bu petrol yasası tek kelimeyle bir ihanet belgesidir. Bu ne bir liberal piyasa düzenlemesidir, ne milli menfaatleri gözeten bir düzenlemedir. Bu apaçık bir ihanet belgesidir. Şimdi bu yasayla ne getiriliyor? Bu yasayla getirilen şeylerden en basitini söyleyeceğim sizlere, en basitini. Türkiye'de çıkan petroller çıkarıldığı ilin İl Özel İdaresi'yle devlet payı paylaştırılıyor. Yani, kanuna eklenen bir maddeyle petrol nerede çıkarıldıysa çıkarıldığı ilin İl Özel İdare'ne devlet hissesinin yarısı verilecekmiş. Ben Türkiye'de petrol çıkarılan illeri ve bundan sonra çıkması muhtemel olan illeri hiçbir şekilde, herhangi bir haktan mağdur etmek istemem ama bunu ülkenin birliğine karşı işlenmiş bir suç olduğunu görmemek için cahil olmak yetmez, mutlaka hain olmak lazım. Mutlaka hain olmak lazım. Şimdi arkadaşlarım bir not gönderdiler, Cumhurbaşkanımız veto etmiş. Cumhurbaşkanımızın veto etmiş olmasından memnun oldum ama önemli değil. Bu belge üzerinden bu hükümetin temsil ettiği zihniyetin açığa çıkarılması lazım. Şimdi, petrolün çıkarıldığı il, petrolün gelirinin yarısını alsın. Peki, İstanbul da derse ki verginin toplandığı il de verginin yarısını o ilde harcasın. Ne olacak? Ülkede dirlik kalır mı, bağımsızlık kalır mı ama asıl utanmazlık şurada; bu kanun ne zaman çıkıyor? Bu kanun Kerkük petrollerinin kaderinin tayine gireceği bir zamanda çıkıyor. Bu kanun Türkiye'nin Kerkük için "Kerkük petrolleri Irak ulusal varlığının ortak servetidir ve ulusal birliğinin güvencesidir dolayısıyla Kerkük'ün statüsü ayrı düşünülmelidir" tezini uluslar arası alanda işlediği bir zamanda bu kanun Türkiye'de çıkıyor. Tam da Dink cinayetinin yarattığı sarsıntı ortamının içinde diyor ki; "yerel yönetimlere pay verilsin" yani milli servetler yerelleştirilsin, lokalleştirilsin. Tam da Diyarbakır Belediye Başkanı'nın bunu talep ettiği zamandan iki hafta sonra. Bu millet daha başka bir vesika istiyor mu yani buna, bu ihanete başka bir belge lazım mı? Daha ne yapsınlar yani? Bu ihaneti belgelemek için ne yapmaları lazım ki size gösterelim, ey millet? Şimdi, devam ediyorum, daha bitmedi. Devlet payını %1'e indiriyorlar. Yani, Türkiye'nin herhangi bir yerinde gelecek adam petrol çıkaracak, çıkardığı petrolün eskiden vanalardan çıkanın %45'i, denizde çıkanın %35'i Türkiye için de kullanılmak zorundaydı yani, Türkiye'ye satacaktı. %12,5'i devlet payı, %35'ini de Türkiye'de satmak zorunluluğu vardı. Şimdi, o zorunluluğu da kaldırdılar. %1'e indirdiler devlet payını. Çıkan petrolün %1'ini sadece devlet payı olarak ayıracak ve yurt dışına götürecek yabancı şirketler. Bu milletin bundan karı ne olacak? Yani, Türkiye'den petrol çıkaracak, %99'unu alıp götürecek. Bu milletin bundan karı ne olacak? Verecekleri cevap şu: Vergi alacağız. Ne vergisi alacaksın? Vergi cenneti olan ülkelerde kurulmuş şirketlerle, off-shore şirketlerle öyle bir faturalandırma yapılacak ki gelirler sürekli eksi bakiye verecek, 5 kuruş alamayacaksın. Ne vergisi alacaksın? Siparişle kanun çıkarıyor bu hükümet. O da önemli değil asıl önemli olan Türkiye bir devlet şirketiyle içinde yer aldığı petrol stratejilerinin dışına çıkarılıyor. Türkiye, Orta Asya'dan, Azerbaycan'dan, Kafkasya'dan ihraç ediliyor. Yapılan iş bu. Türkiye stratejik ilişkilerinden, Türkiye stratejik bakışından, Türkiye stratejik araçlarından soyuluyor. AKP'nin ve Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı siyasetin özeti budur. Sürekli bir mağduriyet edebiyatı. Devletimiz bizim hürriyetimizdir. Devletimiz bizim istiklalimizdir. Devletimiz bizim adalet içinde, kardeşçe bir arada yaşayabilmek için bizi gözeten, bizi koruyup kollayan en önemli varlığımızdır. Tarih boyunca böyle olmuştur. Anadolu coğrafyasında, istiklal içinde bağımsız bir millet olarak yaşamak, boyunduruk altına girmeden, kendi hür iradesiyle yaşayabilen bir millet olmak için elimizdeki en önemli varlığımızdır devlet. Ama elimizdeki en önemli varlığa karşı bir düşmanlık duygusu yaratılıyor. Şimdi bütün başarısızlıklarınızın arkasına bir 'mağduriyet edebiyatı' koyarsanız olacak olan budur. Mağduriyetten geçinmeye alıştılar. Hani vardır böyle, sürekli işi, elini böğrüne koyup "Hastaneden yeni çıktım, bana yardım edin abi" diyen adamlar. Sürekli böyle dolaşırlar. "ben mağdurum, ben mağdurum. AKP'nin ve Recep Tayyip Erdoğan'ın yaptığı siyasetin özeti budur. Sürekli bir mağduriyet edebiyatı. "Mağdur edildik, mağdur edildik". Kardeşim mağdur edilmemeniz millet size daha ne yapsın? Tek başınıza Anayasa değiştirecek bir çoğunlukla sizi iktidara getirdi. Bu ülkenin Anayasal düzeni sizi, bu ülkenin Anayasal düzenine karşı söylediğiniz sözlere, giriştiğiniz faaliyetlere, demokrasi karşısında beslediğiniz şüpheli niyetlere rağmen 'ıslah olur' diye getirdi iktidar yaptı. Bu millet size daha ne yapsın? Bu millet size daha ne versin? "Derin devlet var, biz ona erişemiyoruz." Ne demek o? Erişemiyorsan var olduğunu nereden biliyorsun? -Haa bu sözlerden devlet kudretinin hukuk dışında kullanılmadığı anlamı çıkmaz- Ama sorduğum soru şu; Sen bundan, bir millet, bir memleket mağdursa asıl mağdur kendinmiş gibi saklanamazsın. Mücadele edeceksin. Burayı bir hukuk devleti olarak işleteceksin. Bir cinayetin ardından ortaya dökülüp saçılanlara bakın. Devletin istikbalini emanet ettiği, istiklalini emanet ettiği, emniyetini, güvenliğini emanet ettiği kurumlar birbirleriyle apaçık savaş veriyorlar. Hem de toplumsal hafızanın üzerinden. Adeta bir oyun oynar gibi. Başbakan buna katılıyor, Bakanlar buna katılıyor. Ve millet dehşet içinde seyrediyor. Ülkenin emniyetini korumakla yükümlü kuruluşlar birbirlerini açığa düşürme savaşı veriyorlar. Toplumsal hafıza üzerinden bir güç kavgası veriyorlar. Benim anlamadığım şu: Bu güç kavgası neyin adına, kimin adına veriliyor? Sürekli bir birbirini açığa düşürme çabası. Bu süreç en bariz bir şekilde Şemdinli'de ortaya çıktı. Şemdinli'den bugüne kadar birileri birbirlerine sürekli, tabir yerindeyse tezgâh kuruyor. İyi de bu tezgaha düşen kim? Bu tezgahın zararlısı kim? Türkiye'nin ta kendisi, Türk milletinin ta kendisi, Türk devletinin ta kendisi. İşte onun içindir ki bütün millet derin bir 'kuşatılmışlık' duygusu içerisinde endişe içinde olup biteni seyrediyor. Bugün Türkiye'de yaşanan hakim duygu 'endişe'dir. Herkes endişe ediyor herkes. Endişe içinde olmayan hiç kimse yok. Çocuğunu okula gönderen analar endişe içinde. İşinden evine dönerken babalar endişe içinde. Gençler endişe içinde, köylü endişe içinde, sanayici endişe içinde, emekli endişe içinde. Bugün Türkiye'de en çok konuşulan söz şu: "Çocuklarımıza nasıl bir ülke bırakıyoruz? Çocuklarımız hangi ülkede yaşayacaklar?" Allah aşkına bunu hissetmeyen, bunu iliklerine kadar hissetmeyen var mı? Bir ülkede, tek başına iktidar olacak, onun 5 yıllık bir iktidar dönemi geçmiş olacak, elinde Anayasa değiştirecek kudreti bulacak, bu dönem dünyada sermaye bolluğunun zirveye ulaştığı bir dönem olacak, böyle bir dönemden sonra "Türkiye'nin büyüdüğü' söylenecek ama böyle bir dönemden sonra Türkiye'de herkes derin bir endişe içinde olacak.
   
   Konu Hakkındaki Yorumlar
 
Yorum yazabilmek için önce giriş yapmanız gerekmektedir. Giriş yapmak için lütfen üye kaydı yaptırınız yada giriş yapmak için tıklayınız.
 
   
   DİĞER HABERLER
Başlık Tarih
ANAVATAN GENEL BAŞKANI SAYIN ERKAN MUMCU’NUN MEVLİD KANDİLİ VE KUTLU DOĞUM ...
30/3/2007
Anap İl Başkanı Deniz Ankara’ya gitti ...
7/5/2007
Turgut Özal imza stantında anıldı ...
18/4/2007
Anavatan Partisi Nevşehir İl Başkanlığı 9.Olağan Genel Kurulu yaptı ...
15/4/2007
Anap Merkez İlçe Kongresi Nevşehir ...
18/3/2007
Erkan Mumcu'nun meclis grubunda yaptığı konuşma ...
28/2/2007
Anavatan'a konan barajı halk yıkacaktır. ...
28/2/2007
Erkan Mumcu'nun işsizlikle ilgili açıklaması ...
16/2/2007
Erkan Mumcu'nun basın açıklaması ...
9/2/2007
Erkan Mumcu'nun İsmail Cem İçin Açıklaması ...
25/1/2007
Anap' dan "Kimlere Koruma Veriliyor" konusuna basın açıklaması ...
25/1/2007
Vurulan Türkiye nin itibarıdır ...
22/1/2007
Erkan Mumcu dan ...
19/1/2007
 
Günün Resmi
 
 
Resim Arşivi
 
 
     
ANKETLER
   
1. REFERANDUMDA OYUNUZ ...
2. AKP NİN KÜRT AÇILIMI...
3. CHP YEREL SEÇİMLERDE...
4. AKP NİN OYLARINI DÜŞ...
5. EKONOMİK KRİZİN OLUŞ...
6. ŞU ANDA EKONOMİK KRİ...
7. YENİ VERGİLERİN GELM...
8. SİZCE EKONOMİ İYİ YO...
 
 
     
Parti Haberleri
   
 
       
Arama Motorları
 
Google
yenisiyaset.com
 
 
     
Hava Durumu
Ankara İstanbul İzmir
ANKARA ISTANBUL IZMIR
 
 
Proje: Yenisiyaset.com
Copyright by Yenisiyaset.com 2008